RSS - wie funktioniert das? News mit RSS abonnieren

krisis

Beiträge zur Kritik der Warengesellschaft

31.12.2005 Beitrag drucken

MOISHE POSTONE ile Kapitalizmin Güncel EleÅŸtirel Teorisi

SÖYLEŞİ / MOISHE POSTONE ile

English versionΕλληνική εκδοχή

SÖYLEŞİ: SALİH SELÇUK

salihselcuk AT hotmail.com

Siz, Marx’ın ekonomi-politik eleÅŸtirisinin temel kategorilerini yeniden formüle ediyorsunuz. Bugünün reel kapitalist toplumunu açıklarken geleneksel Marksizm, sizce hangi konularda yetersiz kalıyor?

Marx’ın ekonomi-politik eleÅŸtirisinin ana kategorilerini benim yeniden formüle ediÅŸim, kısmen, 1973’ten sonraki devasa küresel siyasi deÄŸiÅŸimlerin etkisiyle oldu. Geriye baktığımızda, erken 21. y.y. bakış açısından daha açıkça görüyoruz ki, kapitalizm bir seri farklı tarihi biçim içinde varolmuÅŸtur – örneÄŸin 19. y.y. liberal kapitalizm, 20.y.y. devlet merkezli “Fordist” kapitalizm ve ÅŸimdi, neo-liberal global kapitalizm. Bu gösterir ki, kapitalizm tarihi düz çizgisel bir geliÅŸim olarak algılanamaz. Bundan da önemlisi, görülüyor ki, kapitalizmin en temel özellikleri bu özgün tarihi ÅŸekilleri ile tamamen özdeÅŸleÅŸtirilemez.

Benim denediÄŸim, Marx’ın ekonomi-politik eleÅŸtirisinin temel kategorilerini dikkatli bir okuma yoluyla, kapitalizmin bu temel özelliklerini yakalamaktır – yani onun çeÅŸitli tarihi ÅŸekilleri içindeki sosyal oluÅŸumun çekirdeÄŸini karakterize edenleri. Bu temelde savım, geleneksel Marksizmin liberal kapitalizmin temel özelliklerini – pazar ve üretim araçlarının özel mülkiyeti – kapitalizmin genelde en temel özelliÄŸi olarak almasıdır. Dolayısıyla o emek kategorisini kapitalizmin eleÅŸtirisine temel dayanak noktası aldı. Kapitalizm burjuvazi ile, sosyalizm proleteryayla özdeÅŸleÅŸtirildi. Oysa benim yorumuma göre, kapitalizmin eleÅŸtirisi için temel nokta olmak ÅŸöyle dursun, kapitalizmde emek, Marx’ın eleÅŸtirisinin merkez “nesnesi” olup, Marx’ın mal ve sermaye kategorilerinin kalbinde yeralır.

‘Ücretli iÅŸ/çalışma’, kapitalist toplum yaÅŸamını ÅŸekillendiren temel form gibi görünüyor. Bunu siz de söylüyorsunuz. Bugün, ‘ücretli iÅŸ/çalışma’yı eleÅŸtirmeden, akıllı bir ‘kapitalizm eleÅŸtirisi’ inÅŸa edilebilir mi?

Tartıştığım, sosyal oluÅŸumun kalbinde emeÄŸin oluÅŸturduÄŸu tarihsel olarak özgün bir sosyal aracılık tarzının varlığıdır – yani, deÄŸer. Bu aracılık (ki, bir servet ÅŸeklidir de) aynı zamanda tarihen özgün bir tür hakimiyet olup, sınıf egemenliÄŸi ile ifade edilebilir, ama onunla özdeÅŸ deÄŸildir. Soyuttur, özgün bir konumu yoktur, ve zaman içinde deÄŸiÅŸkendir. Bu hakimiyet ÅŸekli (ki sosyal olmaktan çok dışsal bir gereklilik olarak ortaya çıkar) hem kapitalizmde üretim tarzını, hem de onda içkin dinamik karakteri doÄŸurur. Buradan çıkan konuların karmaşıklığına girmeye bir baÅŸlangıç bile zor, ancak birkaç önemli tesbit ÅŸu ki, sınai üretim (kapitalizm elinde dünyaya gözünü açmıştır) sosyalizmin temelini temsil etmez; daha çok aslen kapitalisttir; kapitalist büyümenin tek sorunu onun krizli olması deÄŸildir; bizatihi büyüme tarzı da sorunludur; bir burjuva sınıfının varlığı kapitalizmin nihai tanımlayıcı özelliÄŸi deÄŸildir; ve (kısaca daha 1844’te Marx’ça tasvir edilen) devlet kapitalizmi varolabilir ve olmuÅŸtur; son olarak, varlığı kapitalizmi tanımlayan sınıf proleteryadır, ve kapitalizmi aÅŸmak ancak proleter emeÄŸin kalkmasıyla olur, kutsanmasıyla deÄŸil.** Geleneksel Marksizm 20. y.y.da bir seri ÅŸekilde çaÄŸdışı hale düÅŸtü. “Reel sosyalizm” olarak bilinen devlet kapitalizmine temel bir eleÅŸtiri getiremedi. Dahası, onun kurtuluÅŸ anlayışı 20. y.y.ın son üçte birinde çıkan “yeni sosyal hareketler” denen ÅŸeylerin duyguları, ihtiyaçları, ve motive edici güdüleri açısından giderek çaÄŸdışı kaldı. Geleneksel Marksizm, proleter emeÄŸi, yani sermaye birikiminin bir boyutu olarak ortaya çıkan tarihsel emek yapısını korurken, yeni sosyal hareketler emeÄŸin bu yapısına, yetersiz ve tutarsız da olsa, eleÅŸtiriler yapmışlardır.

Siz, Sovyet Komünizminin yıkılışını; sosyalist projenin sonu deÄŸil de, Fordizmin yıkılma sürecinin doruk noktası sayıyorsunuz. Nasıl ve ne zaman en son sınırlarına eriÅŸti?

Geriye bakıldığında giderek daha açıkça görülüyor ki, Sovyet komünizmi herhangi anlamlı bir biçimde kapitalizmin (ya da sosyalizmin) aşılmasını temsil etmiyordu. Bu sadece daha önce birçoklarının kaydettiÄŸi gibi, rejimin demokrasi dışı baskıcı karakteri nedeniyle deÄŸildi; ama Sovyetler BirliÄŸi’nin yükseliÅŸ, duraklama ve gerileyiÅŸi devlet merkezli Fordist kapitalizmin yükseliÅŸ, duraklama ve gerileyiÅŸinin tarihsel rotasını izliyordu. Bunun anlamı, Sovyetler BirliÄŸi’nin Fordist dönemin devlet merkezli bir kapitalist türü olduÄŸudur. Bu türün özel biçimi, aslen ulusal (bu örnekte devlet mülkü) kapital yaratmayı denemekle ilgilidir. Bunu da hızlı ve vahÅŸi olarak, Marx’ın “ilkel birikim” dediÄŸi biçimde yapmıştır. Kapitalin ulusal ölçekte bu oluÅŸum projesi, hiçbir düzeyde kapitalin aşılması ile özdeÅŸleÅŸtirilemez. Tek ülkede sosyalizm ideolojisi tarihinin sonuçlarından biri, özünde tarihsel ve dolayısıyla süreli olan kapitalizmin Marksçı eleÅŸtirisinin yerine, özünde aÅŸkın (spatial) bir dünya görüÅŸünün geçmesidir (sosyalist ve kapitalist “kamplar” fikri) – bu, 19. y.y. “Büyük Oyun”unun mizahi uzantısı bir ideolojidir.

Kapitalizm artık devlet merkezli bir yapı arzetmiyor, milli deÄŸil; eski malum ulus-devlet çerçevesine sığmıyor. Postmodern toplumun dinamizmini ve ÅŸu andaki hükümran düzeni -olumlu anlamda- nasıl yeniden ÅŸekillendirebiliriz?

Devlet merkezli Fordist kapitalizm yapısının sınırları 1970’ler başındaki krizde açığa çıkmıştı; bu da bu yapının dağılması sonucunu getirdi (yine de bu krizin temelinde neyin yattığı ile ilgili farklı yorumlar vardır). Sonuçta yeni, neoliberal ve küresel bir kapitalizm yapısı yükseldi. Bu anlamda not edilmeli ki, Sovyetler BirliÄŸi’nin hızlı gerileyiÅŸi 1970’lerde baÅŸlamıştır; 1980’lerde, yani Afganistan savaşı ya da ABD ile hızlanan silahlanma yarışının sonucu deÄŸil. Sovyet tarzlı devlet merkezcilik, 1970’ler krizine uyum gösteremeyecek kadar katı olduÄŸunu ispatladı. öte yandan Çin’de Deng’in politikaları, devlet merkezcilik çağının (en azından ÅŸimdilik) bittiÄŸini anlayan bir görüÅŸün ifadesi olarak yorumlanabilir. Sovyetler BirliÄŸi’nin çöküÅŸü hiçbir ÅŸekilde, ve kapitalizmin temel eleÅŸtirisi anlamında, sosyalist projenin sonunu göstermez. Temel eleÅŸtiri, kapitalizmin tarihsel olarak hem doÄŸurduÄŸu, hem de zorladığı ve temelini baltaladığı özgürleÅŸtirici potansiyelin gerçekleÅŸmesine yöneliktir.

Ama yine de çöküÅŸ büyük çapta kafa karışıklığı yarattı. Bu kafa karışıklığı kısmen Marksizm-Leninizm’in sosyalist muhayyiledeki olumsuz tarihsel etkisini ifade eder. Ve yine kısmen, devletçilik sonrası bir dönemde bir sosyalist eleÅŸtiriyi formüle etme güçlüklerine iÅŸaret eder; bir yandan üretim araçlarının özel mülkiyeti ve pazarı eleÅŸtirirken, daha temel burjuva iliÅŸkilerine dikkat etmez. Bu eleÅŸtiriyi hazırlamak kesinlikle önemlidir ve basitçe özünde milliyetçi olan bir dünya görüÅŸünün (sosyalist “kampı” savunmak) ideolojik bir formülasyonu deÄŸildir; bir milletlerarasılık boyutunun ihyasını da kapsamalıdır.

Toplumun marksist açıdan izahını, hâlâ dünyanın tamamına uygulayabilir miyiz? Günümüz dünyasını daha iyi anlayabilmek için sizce de postmarksist bir ekonomi-politik gerekmiyor mu?

Bu çok önemlidir, çünki kapitalizm gerçekten küreseldir ve kolonyalizm, yani Dünya’nın geri kalanına Batılı deÄŸer ve kurumların empoze edilmesi, kadar iyi anlaşılmamıştır. Kapitalizm baÅŸlangıçta Batı’da çıkmış olabilir; Batı’yı kökten dönüÅŸtürmüÅŸtür, ÅŸimdi dünyanın geri kalanını dönüÅŸtürdüÄŸü gibi. Global kapitalizmin ciddi bir eleÅŸtirel teorisine yeterli bir temel saÄŸlayan tek teori ilk Marx’ın ifade ettiÄŸidir. 1970 ve 1980’lerde post-strüktüralizm (erte-yapısalcılık) gibi çok güçlü görünen eleÅŸtirel teoriler global kapitalizme karşı çaresizdirler. Marx’ın entelektüel mirası üzerine bina ederek kapitalizmin bir gelenek sonrası eleÅŸtirel teorisini formüle etmekteki baÅŸarısızlık, meydanı, aşırı reaksiyoner ve tehlikeli “anti-kapitalizm” ve “anti-emperyalizm” ÅŸekillerine bırakmıştır; bunlarsa 20. y.y. başındaki faÅŸist “anti-kapitalizm” ve “anti-emperyalizm”lerden daha özgürleÅŸtirici deÄŸildir.